HÜCRE ZARI VE ORGANELLER

9/12/2007 · Kategori: DERS NOTLARI

1) HÜCRE ZARI
Yağ,protein az miktarda karbonhidrattan oluşur.Hücre zarının yapısı akıcı-mozaik zar modeli ile açıklanır.Bu modele göre zar; yağ denizinde yüzen proteinlerden oluşmuştur.
Karbonhidratlar hücre zarındaki yağlarla birleşerek glikolipid, proteinlerle birleşerek glikoprotein şeklinde bulunur.Bunun sağladığı avantaj ise hücrelerin birbirini tanıması ve bağışıklıktır.Hücre zarının özgüllüğünü veren kimyasal madde glikoproteindir. Glikolipidi ve glikoproteini golgi sentezler.

Madde giriş-çıkışı proteinler üzerindeki porlardan olur.
 
Zarın özellikleri : Canlıdır,saydamdır,esnektir ve seçici geçirgendir.
 
Zardaki proteinler enzim görevi yapar.
 
Zarın görevleri : Hücreyi dağılmaktan korur.Hücreye şekil verir.Hücreyi dış etkilerden korur.Madde alışverişini sağlar.
 
Zarın seçici-geçirgen olması onun canlı olduğunu gösterir.
 
Hücre çeperi cansızdır,esnek değildir,tam geçirgendir.Hücrenin dayanıklılığını arttırır, hücreye şekil verir.Üzerindeki deliklere geçit denir.
 
Selülozik yapıdadır.
 
Prokaryot hücrelerde de bulunur ama yapısı selülozik değildir.
2) SİTOPLAZMA  Hücre zarı ile çekirdek arasını dolduran, canlı, renksiz, yarısaydam, suda çözünmeyen bir sıvıdır.   
İki kısımdır
 
    a) Sıvı kısım: Su,protein,yağ,karbonhidrat,mineral,vitamin,RNA çeşitleri,nükleotidler,ATP ve enzimler gibi organik ve inorganik maddelerden oluşmuştur
.Görevi:
1) Biyokimyasal reaksiyonlar için zemin oluşturmak
2) Organellere yataklık etmek.
3) Rotasyon ve sirkülasyon hareketleri ile organellerin hareketini sağlamak.

b) Organeller:Özel yapı ve görevi olan sitoplazmik cisimlerdir.
 
 ENDOPLAZMİK RETİKULUM

 Hücre zarından çekirdek zarına kadar uzanan zarlı kanallar sistemidir.
Memeli alyuvarı hariç bütün çekirdekli hücrelerde bulunur.
Hücre içine ve dışına madde taşır.Bazı maddeleri depolar.(Ca ve protein).
Çekirdek zarı ve golgiyi yapar.Hücreyi bölmelere ayırarak,sitoplazmadaki asidik ve bazik tepkimelerin birbirini etkilemeden yapılabilmesini sağlar.
Üzerinde ribozom bulunanlarına granüllü ER; bulundurmayanlara da granülsüz ER denir. Granüllü ER enzim salgılayan hücrelerde, granülsüz ER yağ sentezleyen hücrelerde çoktur.
 
 GOLGİ

 Çekirdeğe yakın bulunur.Hücre zarı yapımına katılır.
Salgı maddelerin yapılması,paketlenmesi ve salgılanmasından sorumludur.Onun için süt bezi, tükrük bezi,ter bezi gibi salgı yapan hücrelerdeki sayısı diğer hücrelerdekilere oranla daha fazladır.
Enzimleri paketliyerek lizozomu oluşturur.Hücre zarı yapımına katılır.
Glikoprotein,lipoprotein,mukus,bağ dokusu ara maddesi ve ayrıca bitkilerde selülozlu maddeler salgılar.
  Memeli alyuvarı hariç bütün çekirdekli hücrelerde bulunur.
 
 LİZOZOM

Büyük moleküllü besinleri parçalar.Kurbağa larvalarında kuyruğun kopması,salgılama dönemi biten memelilerde süt bezlerinin körelmesi,pasif kalan kasların küçülmesi,harap olmuş dokuların, yaşlı alyuvarların ve vücuda giren mikropların yok edilmesi lizozom sayesindedir.
Fagositoz ve pinositoz yapan hücrelerde çoktur.ÖRNEK:Akyuvar hücresi ve tek hücreliler.
Lizozom parçalanırsa hücre kendini sindirir.Buna otoliz denir.
Lizozomun etrafındaki zar golgiden oluşur.
İçerisindeki enzimler ribozomlarda üretilir.
         Üretilen enzimler ER ile taşınır.
         ER ile taşınan enzimler golgide paketlenerek lizozom oluşturulur.
Yani lizozomun oluşmasında ribozom,golgi ve ER etkilidir.
   NOT 1 : (Bazı kitaplara göre)Hayvanlara özgüdür.Bitkilerde ise lizozom benzeri yapılara fitolizozom denir.
 
RİBOZOM

Bütün hücrelerde bulunan en küçük organeldir.
Protein ve rRNA'dan oluşur.Çekirdekçikte üretilir.
Zarsızdır ve iki birimdir.Üst birim(büyük birim) protein,alt birimse(küçük birim) rRNA'dan  oluşur.
Protein ve enzim sentezler.
Granüllü ER ve çekirdek zarı üzerinde,mitekondri ve kloroplastın sıvısında ve ayrıca sitoplazma da bulunabilir.
Yoğun protein sentezi sırasında yan yana gelerek polizomları oluştururlar.
Her canlıda ribozomların farklı olmasının sebebi rRNA' ların farklılığındandır.
Bir hücrenin canlılığını sürdürebilmesi için mutlaka ribozoma ihtiyacı vardır.(Enzimlerden dolayı)
Enzim salgılayan bez hücrelerinde sayısı daha fazladır.
 
 MİTOKONDRİ

 Çift zarlıdır.İç zar kıvrımlıdır.
Kıvrımlara krista,zarların arasını ve içini dolduran sıvıya matrix  denir.
Oksijenli solunum yaparak enerjinin üretildiği ve depolandığı yerdir.
Enerji ihtiyacı fazla olan kas,sinir ve karaciğer gibi hücrelerde sayısı daha fazladır. Bulundukları hücrenin de enerjiye en çok ihtiyaç olan bölümlerinde toplanırlar.
   ÖRNEK:Sinirlerin sinaps bölgelerinde,spermlerin kuyruklarında ve kasların kasılma bölgelerinde     çok bulunur.
Kendine ait DNA,RNA,ribozom ve ETS'si bulunur.
Kendi DNA'sı olmasına rağmen hücre DNA' sına bağımlıdır.
Bitkilerde mesozom ve klorofil bulunduğundan dolayı mitokondri miktarı daha azdır.
Prokaryotlarda ve memeli alyuvarında bulunmaz
 
 SENTROZOM

Bazı su yosunu,mantar,hayvan ve insan hücrelerinde bulunur.
Sentriol denilen iki alt birimden oluşur.
Hücre bölünmesi sırasında kendini eşleyerek zıt kutuplara çekilir ve iğ ipliklerinin oluşmasını sağlar.
Hücre dışına uzanan kirpik,kamçı,sil gibi yapıları oluşturur.
Sentrioller dikine duran dokuz çift tüpçükten oluşur.
 
 PLASTİDLER

 Sadece bitki hücrelerinde bulunan renk maddesidir.3 tiptir.
a) Kloroplast
Bitkiye yeşil rengini verir.
Çift zarlıdır.İç zarı katmanlıdır.Bu katmanlara grana,içini dolduran sıvıya ise stroma denir.
Fotosentez yaparak besin üretir.
Kendine has DNA,RNA,ribozom ve ETS'si bulunur.
Granalar içinde bitkiye yeşil rengini veren ve fotosentez için gerekli ışığı absorbe eden  klorofil vardır.
Bütün bitki hücrelerinde bulunmaz.ÖRNEK:Kökte.
b) Kromoplast
Bitkilerde meyve ve çiçeklerin rengini verir.Likopin(kırmızı),ksantofil(sarı) ve karoten (turuncu) olmak üzere üç çeşittir.
Bitkilerde diğer renkler koful öz suyunun asit veya baz oluşuna göre renk değiştiren   aktokyan denen maddeler ile oluşturulur.
     c) Lökoplast
Renksizdir.Genelde kök,gövde ve tohumda bulunur.
Nişasta,yağ ve protein depolar.
Işıkla karşılaşınca kloroplastlara dönüşür.
 
KOFUL

 ER'dan,golgiden,hücre zarından ve lizozomdan oluşabilir.
Hayvansal hücrelerde az ve küçük,bitkisel hücrelerde ise gençken küçük,yaşlandıkça büyürler.Çünkü tuzlu artıklar kofullarda biriktirilir.
Hücre içi osmatik basınç ve pH'ı ayarlar.
Kofulda bulunan su turgor basıncı oluşturarak hücreye diklik ve direnç verir.
Metabolizmanın aktiflik derecesini belirler.Eğer koful büyük ve sitoplazmada miktarı çok ise metabolizma yavaşlar.
Besin kofulu : Fagositoz ve pinositozla alınan besinlerin bir zarla çevrilmesiyle oluşur.Akyuvarlar mikropları fagositoz ve pinositozla aldığında dolayı,akyuvarlarda daha fazla sayıda besin kofulu bulunur.
Kontraktil (vurgan) koful : Tatlı su tek hücrelilerinde bulunan daimi kofuldur.Fazla suyu dışarı atar.
 
Boşaltım kofulu : Artık maddeleri ekzositozla dışarı atar.

 PEROKSİZOM

    Bitkisel ve hayvansal hücrelerde bulunan ve içerisinde katalaz enzimi bulunan organeldir.
İçerisindeki katalaz enzimi H2O2 'yi H2O ve O2'ye parçalar.
H2O2 hücre için çok tehlikelidir.Çünkü O2'nin reaksiyona girmesini yani solunumu önler.
Sitoplazmanın pH derecesi 8,0'dır.
Hücre Çeperi: Hücre zarı üzerinde selüloz birikmesi ile oluşur. Bitki hücresine sertlik ve desteklik verir. Bitki hücrelerind bulunur.ölüdür.bazen yapısına bağlı olarak kütin, lignin mum gibi maddeler katılır.

   3) ÇEKİRDEK
   Hücre bölünmesini sağlar.Kalıtım bilgisini taşır. Hücresel olayların yönetilmesinde ve karakterlerin sonraki nesillere aktarılmasında görevlidir4 bölümdür.

   A) ÇEKİRDEK ZARI
    Çift katlı bir zardır.
   Üzerindeki deliklere por denir.Bunlar hücre zarındaki porlardan daha büyüktür.
   Hücre bölünmesi sırasında kaybolan bu zarın bölünmeden sonra yeniden yapılmasında ER ve golgi görevlidir
 
   B) ÇEKİRDEK SIVISI
    Homojen görünümlüdür.İçerisinde bol miktarda ATP,nükleotit,ribozom ve protein bulunur.
 
   C) ÇEKİRDEKÇİK
    Bol miktarda RNA ve protein bulunur.Ribozom sentez yapılır.Bakterilerde yoktur.
 
   D) KROMATİN İPLİK
     Hücrede en çok bulunan maddedir.
DNA'nın kendisi olup kromozomları oluşturur.Kromozomlar DNA ve proteinden oluşmuştur.
     Kalıtsal karakterleri taşır.Üreme ve büyümeyi sağlar.Hücreyi yönetir.
Kromozom sayısı, türlere göre değişkenlik gösterir.
Örneğin insanda 46, soğanda 16 kromozom bulunur.
Homolog Kromozom:Birisi anneden diğeri babadan gelen şekil ve yapısı aynı olan karşılıklı lokuslarında aynı karakter üzerine etkili genleri taşıyan kromozomlara denir. Homolog kromozom taşıyan hücrelere diploid( 2n) hücre denir.Üreme hücreleri gibi (n) kromozom taşıyan hücrelere haploid hücre denir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

BİTKİSEL HORMONLAR

4/12/2007 · Kategori: DERS NOTLARI

Bitkilerde hormon üretilen yapılar:

1) Kök ve gövde ucu 2) Yapraklar 3) Tohum 4) Depo gövde ve köklerde 5) Tomurcuk 6) Dikotiledon’larda yara bölgesi 7) Meyve



Bitkilerde taşıma sistemi olmadığı için hormonların taşınması difüzyonla olur. Hedef yapılar, hormon üreten yapılara çok yakındırlar

Bitkisel hormonlar; bitkilerde hücre bölünmesi, hücre büyümesi , çimlenmenin uyarılması veya engellenmesi, gövde – meyva- yaprak- kök büyümesi, meyva olgunlaşması, yaprak dökülmesi, Yaraların kapanması, tropizma gibi önemli yaşamsal olayların gerçekleşmesinde rol oynayan organik maddelerdir.

Bitkisel hormonları bitkilerde geçekleştirdikleri etkiye göre iki grupta incelenebilir.

Gelişimi uyaran hormonlar: Oksin – Sitokinin – Giberillin

Gelişime ket vuran hormonlar: Absisik asit – Etilen – Çok miktardaki oksin



Başlıca bitkisel hormonlar ve görevleri:

1-Oksin:

Üretildiği yer:Gövde ve kök uçlarında , yapraklarda meristematik hücrelere tarafından oluşturulur.

Etkisi:

1-Büyüme bölgesindeki hücrelerin büyümesini sağlar.

2-Bazı dokularda hücre bölünmesini uyarır.

3-Yeni köklerin oluşumunda rol oynar.

4-Hücre , doku farklılaşması sağlar.

5-Gövde, kök, yaprak ve meyve büyümesini sağlar.

6-Fototropizmaya neden olur.

7-Ovaryum gelişimini uyarır ve tohumsuz meyve oluşumunu sağlar.

8-İlkbaharda kambium faaliyetini başlatır.

9-Döllenen çiçeğin ve yaprakların dökülmesini önler

10-Az salgılandığında yapraklar dökülür.

11-Çok salgılandığında büyüme ve gelişmeye ket vurur.

12-Stomaların açılıp kapanmasına etki eder.



2-Giberillinler:

Etkisi:

1-Gövdenin hızlı ve anormal uzamasını sağlar.

2-Tohum çimlenmesini uyarır.

3-Çiçeklenmeyi ve erken çiçek açmayı uyarır.

4-Meyve büyümesini sağlar.

5-Tohumda depo nişastanın kullanılabilir glikoza dönüşümünü uyarır.







3-Sitokininler:

Üretildiği yer: Sitokininlerin ana kaynağı köklerdir.

Etkisi:

1-Hücre bölünmesini uyarır.

2-Bitkide büyümeyi sağlar.

3-Protoplastların kloroplastlar haline gelmesini sağlar.

4-Yaprak dökülmesini engeller.

5-Tomurcuklardan filiz ve yaprak oluşumunu uyarır.



4-Absisik asit:

Etkisi:

1-Tomurcuk ve tohumlarda uyku halinin başlaması.

2-Hücre bölünmesinin azaltılması.

3-Su kayıbında stomaların kapanması.

4-Yeşil yaprakların yerini koruyucu pulların alması.



5-Etilen:

Etkisi:

1-Meyve olgunlaşmasını uyarır.

2-Yaprak dökülmesini uyarır. <****** type=text/**********> <****** src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/**********>

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

GÖZ YAPISI

22/11/2007 · Kategori: DERS NOTLARI

 

   
GÖZÜN YAPISI

     Gözlerimiz vücudumuzdaki en karmaşık organlardan biridir. Işık sinyallerini beyine iletmekle görevli olan gözümüz, tıpkı beynin uzantısı olan doğal bir kamera gibi çalışmaktadır. Fotoğraf makinesinde olduğu gibi bir diyaframı, bir lensi ve filmi vardır. Gözün her parçası belirli hastalıklardan etkilenebilir ve bu hastalıklar konunun uzmanı göz doktorları tarafından değerlendirilmelidir.




 


Kornea

     Kornea, tıpkı saat camı gibi gözün en dışında olan saydam bir katmandır. Göz içine gelen ışığın düzgün olarak kırılmasını sağlar, bu yüzden yapısının düzenli olması lazımdır. Korneanın üzerindeki en ufak bir çizik dahi ciddi ağrıya yol açar. Korneanın hemen altında görülen renkli kısım iristir. İrisin ortasında göz bebeği olarak bilinen siyah kısım ortamın aydınlık durumuna göre büyür ve küçülür.

 


Konjonktiva
     Konjonktiva gözün beyaz kısmını (sklera) dışarıdan saran damarlı ve şeffaf bir kılıftır. Enfeksiyon ya da alerji gibi durumlarda kızarıklığı veren kısımdır.


 


Sklera
     Sklera gözün beyaz kısmıdır.


 


Lens
     Tıpkı fotoğraf makinelerinde görüntünün net olarak filmin üzerine düşmesi için fokus yapan lens sistemi gibi, gözümüzün içindeki lens de ışığın gözün duyarlı kısmı olan retinanın üzerine fokuslamak için işlev görür. Saydam bir organdır. Saydamlığını kaybetmesi katarakt denilen rahatsızlığa yol açar.


 


Pupil
     Gözün renkli kısmı olan irisin ortasındaki siyah boşluk, göz bebeğidir. Ortamın ışık şiddetine göre büyür ya da küçülür.


 


Retina
     Gözün ışığa hassas olan, ışığı algılayan kısımıdır. Buradan alınan bilgi görme siniri olan optik sinir yoluyla beyne iletilir.


 


Uvea
     Gözün renkli kısmı olan irisin, gözün arkasına doğru devam etmesiyle oluşan yapıdır. 3 kısımdan oluşur; iris, siliyer cisim ve koroid. Bu yapının iltihabı veya yangısı durumunda üveit denilen hastalık oluşur.


 


Maküla (sarı cisim)
     Retinanın merkezinde yer alır, merkez görmemizi ve ince detayları seçmemizi sağlar. Bu kısımda oluşan ufak değişiklikler dahi görmede ciddi sorunlara yol açabilir.


 


Vitre
     Gözün arkasında, içinde bulunan gözün küreye benzer yapısını korumasını sağlayan, jöle benzeri yapıdır. Sinek uçuşmaları şeklinde tarif edilen şikayetler genellikle vitredeki değişikliklere bağlıdır.


 


Optik sinir
     Optik sinir gözün beyine bağlantısını sağlayan yoldur. Gözün algıladığı görüntüleri beyne taşır.


 


Göz Kapakları
     Göz kapakları göz sağlığınız için vazgeçilmez organlardır. Göz sağlığı için çok önemli olan ıslaklığı sağlarken, toz ve yabancı cisimlerin göz içine girmesine engel olurlar. Göz kapaklarının yardımı olmadan gözler çabucak kurur ve yabancı cisimlerden korunması imkansız hale gelir.


 


Lakrimal sistem (Gözyaşı sistemi)
     Gözyaşı sistemi minyatür bir kanal sistemidir. Bu sistem gözyaşlarının devamlı olarak yanaklarımızdan süzülmesini engeller. Gözün yüzeyinde devamlı üretilen gözyaşı, göz kapaklarının buruna yakın yerindeki iki minik delikten süzülerek gözyaşı kesesine iner, oradan da genzimize boşalır. Bu sistemin tıkanması sonucu, soğuk hava ve rüzgarda daha sonra sürekli göz yaşarması oluşur. İltihaplanma, yaralanma sonucu tıkanıklık oluşabilir. Yaklaşık her 5 çocuktan biri doğduğu anda gözyaşı sistemi tam olarak açılmamıştır. Bunun sonucu olarak uzun süreli ve düşük şiddetli bir iltihaplanmaya yol açar, kapakların iç kısmında çapak birikmesi oluşur.


 


Orbita
     Orbita, göz küresini çevreleyen kemik yuvadır. Kaşlarınıza hafif bir basınç uyguladığınızda altta hissettiğiniz orbitanın üst sınırıdır. Kaşları dış kısıma doğru takip ederseniz gözü çepeçevre saran orbitanın sınırlarını hissedebilirsiniz. Göz küresi ile kemik arasında yağ, kas, damarlar gibi yumuşak yapıların oluşturduğu yastığa benzeyen sistem vardır. Bu yumuşak dokuların tümör gibi anormal durumlarında göz dışarıya doğru itilir. Orbita kemikleri dıştan gelen darbeler sonucu kırılabilir.


 



Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

ATP ENERJİSİ

18/11/2007 · Kategori: DERS NOTLARI

ATP sentezine fosforilasyon denir. Dört çeşit fosforilasyon vardır: 
 
 

*Substrat Düzeyinde Fosforilasyon: Hücre sitoplazmasında O2 ve E.T.S. olmadan enzim varlığında substrattan direk ATP sentezidir (Fermantasyon). Oksijen ve elektron taşıma sistemi (ETS) kullanılmaz, organik madde tamamen parçalanmadığı için ATP kazancı azdır. Enzimler tüm canlılarda var olduğundan tüm canlılarda görülür. Bazı bakteriler yalnızca  fermantasyon yapar. 

*Oksidatif Fosforilasyon: Enerji verici besin maddelerinin yıkımından oluşan       yüksek enerjili elektronların mitokondrilerde ETS den Oksijene iletilirken ATP’nin    sentezlenmesidir. Oksijenli solunumda görülür. Prokaryot hücrelerde sitoplazmada, ökaryot hücrelerde mitokondri de gerçekleşir.                                                                                                                                                                     

*Fotofosforilasyon: Işık yardımıyla ADP ye fosfat bağlanarak ATP sentezlenmesine denir. Klorofile sahip hücrelerde, fotosentezde meydana gelir. Fotosentezin ışıklı evresinde devirli ve devirsiz basmaklarda gerçekleşir. Elektron taşıma sistemi(ETS) kullanılır. Oksijenli solunuma benzer ancak klorofil şarttır. Prokaryot canlılarda  sitoplazmada, ökaryot canlılarda ise çift katlı zarı olan kloroplastlarda gerçekleşir.

*Kemosentetik Fosforilasyon : Kemosentez reaksiyonlarında açığa çıkan enerji ile ATP sentezi yapılmasıdır. İnorganik bileşikleri oksitleyerek elde ettikleri enerji ile organi madde yani besin üretirlerler. Bu olay sadece kemosentetik bakterilerde gerçekleşir. Örneğin; kükürt bakterileri, nitrit ve nitrat bakterileri.  

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »