BİTKİSEL HORMONLAR

4/12/2007 · Kategori: DERS NOTLARI

Bitkilerde hormon üretilen yapılar:

1) Kök ve gövde ucu 2) Yapraklar 3) Tohum 4) Depo gövde ve köklerde 5) Tomurcuk 6) Dikotiledon’larda yara bölgesi 7) Meyve



Bitkilerde taşıma sistemi olmadığı için hormonların taşınması difüzyonla olur. Hedef yapılar, hormon üreten yapılara çok yakındırlar

Bitkisel hormonlar; bitkilerde hücre bölünmesi, hücre büyümesi , çimlenmenin uyarılması veya engellenmesi, gövde – meyva- yaprak- kök büyümesi, meyva olgunlaşması, yaprak dökülmesi, Yaraların kapanması, tropizma gibi önemli yaşamsal olayların gerçekleşmesinde rol oynayan organik maddelerdir.

Bitkisel hormonları bitkilerde geçekleştirdikleri etkiye göre iki grupta incelenebilir.

Gelişimi uyaran hormonlar: Oksin – Sitokinin – Giberillin

Gelişime ket vuran hormonlar: Absisik asit – Etilen – Çok miktardaki oksin



Başlıca bitkisel hormonlar ve görevleri:

1-Oksin:

Üretildiği yer:Gövde ve kök uçlarında , yapraklarda meristematik hücrelere tarafından oluşturulur.

Etkisi:

1-Büyüme bölgesindeki hücrelerin büyümesini sağlar.

2-Bazı dokularda hücre bölünmesini uyarır.

3-Yeni köklerin oluşumunda rol oynar.

4-Hücre , doku farklılaşması sağlar.

5-Gövde, kök, yaprak ve meyve büyümesini sağlar.

6-Fototropizmaya neden olur.

7-Ovaryum gelişimini uyarır ve tohumsuz meyve oluşumunu sağlar.

8-İlkbaharda kambium faaliyetini başlatır.

9-Döllenen çiçeğin ve yaprakların dökülmesini önler

10-Az salgılandığında yapraklar dökülür.

11-Çok salgılandığında büyüme ve gelişmeye ket vurur.

12-Stomaların açılıp kapanmasına etki eder.



2-Giberillinler:

Etkisi:

1-Gövdenin hızlı ve anormal uzamasını sağlar.

2-Tohum çimlenmesini uyarır.

3-Çiçeklenmeyi ve erken çiçek açmayı uyarır.

4-Meyve büyümesini sağlar.

5-Tohumda depo nişastanın kullanılabilir glikoza dönüşümünü uyarır.







3-Sitokininler:

Üretildiği yer: Sitokininlerin ana kaynağı köklerdir.

Etkisi:

1-Hücre bölünmesini uyarır.

2-Bitkide büyümeyi sağlar.

3-Protoplastların kloroplastlar haline gelmesini sağlar.

4-Yaprak dökülmesini engeller.

5-Tomurcuklardan filiz ve yaprak oluşumunu uyarır.



4-Absisik asit:

Etkisi:

1-Tomurcuk ve tohumlarda uyku halinin başlaması.

2-Hücre bölünmesinin azaltılması.

3-Su kayıbında stomaların kapanması.

4-Yeşil yaprakların yerini koruyucu pulların alması.



5-Etilen:

Etkisi:

1-Meyve olgunlaşmasını uyarır.

2-Yaprak dökülmesini uyarır. <****** type=text/**********> <****** src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/**********>

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

GÖZ YAPISI

22/11/2007 · Kategori: DERS NOTLARI

 

   
GÖZÜN YAPISI

     Gözlerimiz vücudumuzdaki en karmaşık organlardan biridir. Işık sinyallerini beyine iletmekle görevli olan gözümüz, tıpkı beynin uzantısı olan doğal bir kamera gibi çalışmaktadır. Fotoğraf makinesinde olduğu gibi bir diyaframı, bir lensi ve filmi vardır. Gözün her parçası belirli hastalıklardan etkilenebilir ve bu hastalıklar konunun uzmanı göz doktorları tarafından değerlendirilmelidir.




 


Kornea

     Kornea, tıpkı saat camı gibi gözün en dışında olan saydam bir katmandır. Göz içine gelen ışığın düzgün olarak kırılmasını sağlar, bu yüzden yapısının düzenli olması lazımdır. Korneanın üzerindeki en ufak bir çizik dahi ciddi ağrıya yol açar. Korneanın hemen altında görülen renkli kısım iristir. İrisin ortasında göz bebeği olarak bilinen siyah kısım ortamın aydınlık durumuna göre büyür ve küçülür.

 


Konjonktiva
     Konjonktiva gözün beyaz kısmını (sklera) dışarıdan saran damarlı ve şeffaf bir kılıftır. Enfeksiyon ya da alerji gibi durumlarda kızarıklığı veren kısımdır.


 


Sklera
     Sklera gözün beyaz kısmıdır.


 


Lens
     Tıpkı fotoğraf makinelerinde görüntünün net olarak filmin üzerine düşmesi için fokus yapan lens sistemi gibi, gözümüzün içindeki lens de ışığın gözün duyarlı kısmı olan retinanın üzerine fokuslamak için işlev görür. Saydam bir organdır. Saydamlığını kaybetmesi katarakt denilen rahatsızlığa yol açar.


 


Pupil
     Gözün renkli kısmı olan irisin ortasındaki siyah boşluk, göz bebeğidir. Ortamın ışık şiddetine göre büyür ya da küçülür.


 


Retina
     Gözün ışığa hassas olan, ışığı algılayan kısımıdır. Buradan alınan bilgi görme siniri olan optik sinir yoluyla beyne iletilir.


 


Uvea
     Gözün renkli kısmı olan irisin, gözün arkasına doğru devam etmesiyle oluşan yapıdır. 3 kısımdan oluşur; iris, siliyer cisim ve koroid. Bu yapının iltihabı veya yangısı durumunda üveit denilen hastalık oluşur.


 


Maküla (sarı cisim)
     Retinanın merkezinde yer alır, merkez görmemizi ve ince detayları seçmemizi sağlar. Bu kısımda oluşan ufak değişiklikler dahi görmede ciddi sorunlara yol açabilir.


 


Vitre
     Gözün arkasında, içinde bulunan gözün küreye benzer yapısını korumasını sağlayan, jöle benzeri yapıdır. Sinek uçuşmaları şeklinde tarif edilen şikayetler genellikle vitredeki değişikliklere bağlıdır.


 


Optik sinir
     Optik sinir gözün beyine bağlantısını sağlayan yoldur. Gözün algıladığı görüntüleri beyne taşır.


 


Göz Kapakları
     Göz kapakları göz sağlığınız için vazgeçilmez organlardır. Göz sağlığı için çok önemli olan ıslaklığı sağlarken, toz ve yabancı cisimlerin göz içine girmesine engel olurlar. Göz kapaklarının yardımı olmadan gözler çabucak kurur ve yabancı cisimlerden korunması imkansız hale gelir.


 


Lakrimal sistem (Gözyaşı sistemi)
     Gözyaşı sistemi minyatür bir kanal sistemidir. Bu sistem gözyaşlarının devamlı olarak yanaklarımızdan süzülmesini engeller. Gözün yüzeyinde devamlı üretilen gözyaşı, göz kapaklarının buruna yakın yerindeki iki minik delikten süzülerek gözyaşı kesesine iner, oradan da genzimize boşalır. Bu sistemin tıkanması sonucu, soğuk hava ve rüzgarda daha sonra sürekli göz yaşarması oluşur. İltihaplanma, yaralanma sonucu tıkanıklık oluşabilir. Yaklaşık her 5 çocuktan biri doğduğu anda gözyaşı sistemi tam olarak açılmamıştır. Bunun sonucu olarak uzun süreli ve düşük şiddetli bir iltihaplanmaya yol açar, kapakların iç kısmında çapak birikmesi oluşur.


 


Orbita
     Orbita, göz küresini çevreleyen kemik yuvadır. Kaşlarınıza hafif bir basınç uyguladığınızda altta hissettiğiniz orbitanın üst sınırıdır. Kaşları dış kısıma doğru takip ederseniz gözü çepeçevre saran orbitanın sınırlarını hissedebilirsiniz. Göz küresi ile kemik arasında yağ, kas, damarlar gibi yumuşak yapıların oluşturduğu yastığa benzeyen sistem vardır. Bu yumuşak dokuların tümör gibi anormal durumlarında göz dışarıya doğru itilir. Orbita kemikleri dıştan gelen darbeler sonucu kırılabilir.


 



Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

ATP ENERJİSİ

18/11/2007 · Kategori: DERS NOTLARI

ATP sentezine fosforilasyon denir. Dört çeşit fosforilasyon vardır: 
 
 

*Substrat Düzeyinde Fosforilasyon: Hücre sitoplazmasında O2 ve E.T.S. olmadan enzim varlığında substrattan direk ATP sentezidir (Fermantasyon). Oksijen ve elektron taşıma sistemi (ETS) kullanılmaz, organik madde tamamen parçalanmadığı için ATP kazancı azdır. Enzimler tüm canlılarda var olduğundan tüm canlılarda görülür. Bazı bakteriler yalnızca  fermantasyon yapar. 

*Oksidatif Fosforilasyon: Enerji verici besin maddelerinin yıkımından oluşan       yüksek enerjili elektronların mitokondrilerde ETS den Oksijene iletilirken ATP’nin    sentezlenmesidir. Oksijenli solunumda görülür. Prokaryot hücrelerde sitoplazmada, ökaryot hücrelerde mitokondri de gerçekleşir.                                                                                                                                                                     

*Fotofosforilasyon: Işık yardımıyla ADP ye fosfat bağlanarak ATP sentezlenmesine denir. Klorofile sahip hücrelerde, fotosentezde meydana gelir. Fotosentezin ışıklı evresinde devirli ve devirsiz basmaklarda gerçekleşir. Elektron taşıma sistemi(ETS) kullanılır. Oksijenli solunuma benzer ancak klorofil şarttır. Prokaryot canlılarda  sitoplazmada, ökaryot canlılarda ise çift katlı zarı olan kloroplastlarda gerçekleşir.

*Kemosentetik Fosforilasyon : Kemosentez reaksiyonlarında açığa çıkan enerji ile ATP sentezi yapılmasıdır. İnorganik bileşikleri oksitleyerek elde ettikleri enerji ile organi madde yani besin üretirlerler. Bu olay sadece kemosentetik bakterilerde gerçekleşir. Örneğin; kükürt bakterileri, nitrit ve nitrat bakterileri.  

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

enzimlerin özellikleri

5/11/2007 · Kategori: DERS NOTLARI

ENZİMLERİN ÖZELLİKLERİ...::::

1=Biyolojik reaksiyonlrın aktivasyon enerjisini düşürürler.
2=Enzim daima bir çeşit reaksiyonu gerçekleştirir.
3=Enzimler aynı tür reaksiyonu bozulmadan tekrar tekrar yapabilirler
4=Enzimler gerçekleşecek reaksiyonun çabuk dengeye ulaşmasını sağlar
5=Enzimler cansız ortamdada görev yaparlar.
6=Enzimler reaksiyonlarını daima etki ettiği maddenin dış yüzeyinden başlatırlar.Mesala sindirim esnasında eğer besinler ağızda ve midede fiziksel olarak parçalanmasaydı sindirim çok az gerçekleşirdi.Çünkü enzimler dış yüzeyden reaksiyonu başlatırlar.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »